Zayıf birisi askere gidebilir mi? Gerçekler ve mahalle efsaneleri
Bugün Ledpower sayfasında “Zayıf birisi askere gidebilir mi” üzerine hazırladığımız içeriği sizlerle buluşturuyoruz.
İzmir’de yaşıyorum. 25 yaşındayım. Arkadaş ortamında genelde kahkaha atan kişiyim ama eve döndüğümde tavana bakıp “Ben niye böyleyim?” diye düşünen o tiplerdenim. Konu askerliğe gelince de ortam bir anda değişiyor. Hele ki biri “Zayıf birisi askere gidebilir mi?” diye sorunca, sanki mahallede elektrikler kesilmiş gibi herkes bir duruyor, sonra herkes aynı anda konuşmaya başlıyor.
Bir taraf “Orada seni yerler” diyor, diğer taraf “Askerlik o kadar da abartılacak bir şey değil” diye atlıyor. Ben mi? Ben genelde çayımı alıp sessizce dinliyorum ama iç sesim ayrı bir WhatsApp grubu kurmuş durumda.
“Sen bu haliyle çantayı bile taşıyamazsın” diyen akrabalar gerçeği
Her Türk ailesinde vardır o klasik sahne. Aile toplantısı, çay demlenmiş, baklava açılmış… Bir anda konu dönüp dolaşıp askerliğe gelir.
“Sen zayıfsın ya, askerde zorlanırsın.”
İşte o an içimde küçük bir tiyatro başlıyor:
– İç ses 1: “Belki de haklılar…”
– İç ses 2: “Abi sen İzmir’de otobüse yetişmek için bile sprint atıyorsun, ne askeri?”
– İç ses 3: “Ama ya 3 öğün yemek düzeni falan varsa?”
Dışarıdan bakınca sadece gülümseyip çayı yudumluyorum. Ama içimde resmen mini bir kriz masası kurulmuş durumda.
Gerçek şu ki, “Zayıf birisi askere gidebilir mi?” sorusu aslında fiziksel bir soru gibi görünse de, çoğu zaman psikolojik bir endişenin dışa vurumu. Çünkü mesele sadece kilo değil, “ben bu düzenin içinde ne yaparım?” kaygısı.
Askere gitmeden önce beden algısı: Aynaya bakıp pazarlık yapmak
Bir sabah aynaya bakıyorsun. Kollar ince, omuzlar “ben buradayım ama çok da iddialı değilim” modunda. Sonra Google’a giriyorsun:
“Zayıf birisi askere gidebilir mi?”
Google bile sana net cevap vermiyor gibi geliyor. Çünkü her sonuç başka bir hikâye anlatıyor.
Ben o dönemde şunu yapmıştım: Spor salonuna yazıldım. Üç gün gittim. Dördüncü gün “kaslarım gelişiyor mu yoksa bana mı öyle geliyor” diye aynada poz verirken yakaladım kendimi. Beşinci gün zaten membership kartı cüzdanda dekor oldu.
Ama mesele şu: Askerlik, sadece “kaslı olmak” meselesi değil. Oraya giden herkes bir şekilde adapte oluyor.
Askerlikte ilk gün: “Burası Survivor mı?” hissi
İlk gün hayal ettiğim şeyle gerçek arasında ciddi bir fark vardı. Ben daha çok film sahnesi bekliyordum. Düzgün yürüyüşler, sert bakışlar, disiplinli komutanlar…
Gerçek biraz daha şöyleydi:
– “Sıraya gir!”
– “Koş!”
– “Eşyalarını düzgün koy!”
Ve ben? İç ses:
– “Abi ben daha dün evde makarna yapıyordum ya…”
Zayıf birisi askere gidebilir mi? sorusu o an kafamda tekrar yankılandı ama bu sefer cevap dışarıdan geliyordu: Evet, gidiyor. Ve sadece gidiyor değil, hayatta kalıyor.
Fiziksel güç mü, adaptasyon gücü mü?
Askerlikte kısa sürede şunu fark ediyorsun: Herkesin vücudu farklı ama sistem herkesi aynı düzene sokmaya çalışıyor.
Zayıf olmak başlangıçta dezavantaj gibi görünebilir ama bir süre sonra vücut alışıyor. Yani mesele “ben güçlü müyüm?” değil, “ben adapte olabiliyor muyum?”
Bir arkadaşım vardı, biz ona “ince direk” diyorduk (sevgiyle). İlk günlerde yürürken bile yoruluyordu. Ama üç hafta sonra aynı kişi sabah koşusunda beni solluyordu.
Ben mi? Ben hâlâ iç sesimle tartışıyordum:
– “Koşsak mı?”
– “Ya neden?”
– “Kaçmıyoruz ama yani… koşu var.”
Yemek konusu: Askerde aç kalınır mı?
En büyük korkulardan biri bu. Zayıf birisi askere gidebilir mi? sorusunun alt metninde aslında şu var: “Orada yemek var mı?”
Şunu net söyleyeyim: Yemek var. Ama annenin “bir kaşık daha ye” bakışı yok.
İlk günlerde tabldot yemeklere bakıp şok geçirenler oluyor. Ama birkaç hafta sonra herkesin tabağına saldırma şekli değişiyor. Hatta bir süre sonra yemekhanede sessiz bir saygı oluşuyor:
– Çatal sesleri
– Tabak tıkırtıları
– Kimsenin konuşmadığı bir yemek savaş alanı
Ben ilk gün çorbayı içerken “bu bana yeter” diye düşünüyordum. Üçüncü hafta ekmekle yarış yapıyordum.
Zayıf olmak mı zor, alışma süreci mi?
Aslında zor olan şey zayıf olmak değil. Zor olan şey, alışmadığın bir düzenin içine girmek.
İzmir’de büyüyen biri olarak ben daha çok “rahatlık” kültürüne alışmışım. Askerde ise her şey saatli.
– 06:00 kalk
– 06:01 iç ses: “Ben neden buradayım?”
Ama zamanla vücut bir ritim buluyor. En ilginç şey şu: Bir süre sonra o düzen garip şekilde normal geliyor.
Kendi içimdeki komutan
Bir noktadan sonra dış komutanlar yetmiyor, kendi içimde bir “disiplin subayı” oluşuyor.
– “Yatmadan önce kıyafetleri düzelt.”
– “Koşu kaçmaz.”
– “Bahane yok.”
Ve bu iç ses, zamanla sadece askerlikte değil, hayatta da kalıyor.
Arkadaş ortamı ve efsaneler
Askerlik öncesi arkadaş muhabbetleri ayrı bir dünya.
– “Orada seni sabaha kadar koşturuyorlarmış.”
– “Zayıfsan çantayı taşıyamazsın.”
– “Komutanlar tek bakışta moral bozuyormuş.”
Ben bunları dinlerken sadece şunu düşünüyordum: “Bu anlattıklarınız film mi, belgesel mi?”
Gerçek hayatta ise herkes bir şekilde adaptasyon sağlıyor. Zayıf olan da, kilolu olan da, sporcu olan da… Çünkü sistem herkesi aynı noktaya çekiyor: dayanıklılık.
Psikolojik taraf: En çok yoran kas
Bir süre sonra fark ediyorsun ki mesele bacak kası ya da kol kası değil. Asıl yorulan şey kafa.
Uykusuzluk, yeni ortam, sürekli hareket hali…
Ama ilginç bir şey oluyor: Zamanla zihnin de güçleniyor. “Yapamam” dediğin şeyleri yaparken buluyorsun kendini.
Bir gece yatakta düşündüğüm şey şuydu:
“Ben nasıl oldu da bugün bu kadar şeyi yaptım?”
Cevap basit: Mecburiyet değil, uyum.
Zayıf birisi askere gidebilir mi? sorusunun gerçek cevabı
Bu sorunun cevabı aslında tek cümle değil.
Zayıf birisi askere gider mi? Evet.
Zorlanır mı? Başta evet.
Alışır mı? Kesinlikle.
Hatta bir süre sonra “zayıf olmak” diye bir şey bile kalmıyor. Çünkü vücut farklı bir düzene giriyor, günlük hayat değişiyor, algı değişiyor.
En önemlisi şu: İnsan düşündüğünden daha dayanıklı çıkıyor.
Son gün: “Ben nasıl bu hale geldim?” hissi
Askerliğin sonlarına doğru aynaya baktığında ilk günkü kişiyle aynı olmadığını fark ediyorsun. Sadece fiziksel değil, mental olarak da.
Omuzlar biraz daha dik, yürüyüş biraz daha kararlı, düşünceler biraz daha net.
Ve iç ses son kez konuşuyor:
– “Bak, demiştim.”
Ben de gülüyorum.
Çünkü en başta kafamı kurcalayan o soru artık anlamsız geliyor.
Zayıf birisi askere gidebilir mi?
Gidiyor. Hem de sandığından çok daha güçlü bir şekilde geri dönüyor.
Tavsiye Ettiğimiz İçerik: Yüze en çok ne iyi gelir ?